30 Ağustos 2008 Cumartesi

Kadıköy'de UEFA Finali

Steau maçını yaklaşık 40 metrekarelik bir kahvehanede izledim. Televizyonlar bir L harfinin başına ve ayağına gelecek şekilde yerleştirilmişlerdi. Bir kısım taraftar fb maçını diğer kısım da gs maçını izliyordu. Biz heyecanla ve gerilimle 1-0 steaunun galibiyetiyle devam eden maçı izlerken kalabalıktan biri,16-17 yaşlarında sarı-kırmızı forma giyinmiş bir velet de partizan'ın bulduğu pozisyona heyecanlanıp adeta cimbom gol kaçırmışçasına feveran ediyordu.kendisini 1-2 kere uyardım,menzilimde olsaydı muhtemelen hafifçe tartaklama girişiminde de bulunurdum, çok sinir bozucuydu.

2009 uefa finalini bir kadıköy muharebesine,bir fenere nispet fırsatına indirgeyenlerin de bu sivilceli ergenden farklı birşey yaptıklarını düşünmüyorum.ister sivilceli bir tosuncuk olsun,ister numaralıda çekirdeğini çitleyerek maçını izleyen(ve ilk lig maçında teknik direktörü yuhalayan) elit taraftar olsun ister galatasaray başkanı olsun fanatizmin sadece şekil değiştirdiğini ama nüvesinin aynı kaldığını bir kez daha görüyorum. Uefa kupasında finale kalmak(zor tabii ama imkansız değil) sevilla,milan,valencia manchester city,aston villa,schalke ,deportivo,tottenham ajax,feyennord gibi takımların büyük bir kısmını bir şekilde devirmek veya ekarte etmek demek.şampiyonlar liginden gelenleri saymıyorum bile. Avrupa'nın devlerini geçip şimdiye kadar sadece 1 defa gerçekleştirilmiş böyle bir hedefi ezeli rakibe nasıl koyduk ama gösterisine indirgemeye verecek bir isim bulamıyorum gerçekten. Ama en hafif tabiriyle bu başarıyı en son gerçekleştiren aslanlara yapılacak en büyük hakarettir bence. finali geçtim,yarı finali de geçtim;çeyrek final bile bence başarısızlık sayılmaz şu ortamda,ama olur da finale kalınırsa böyle bir atmosferde saraçoğlunun ortasına bayrak dikmeye kalkanlar olursa şaşırmam.

Umarım futbolcular avrupa maçlarına kadıköyde sahaya çıkma motivasyonuyla değil de bu kupayı bir kere daha türkiyeye getirme motivasyonuyla hazırlanırlar...


**29/08/2008'de ekşi sözlükte yayınlanmıştır.


Continue Reading~

29 Ağustos 2008 Cuma

Esmer Günler


Galatasaray'ın geçen sene Sami Yen'deki sezon finalinde Fenerbahçeye yaptığının aynısını yaptı Steau Bükreş. Yıldızlarla dolu rakibini genç oyuncularıyla kilitledi,sahanın her yerinde pres yaparak rakibinin yüzünü kaleye döndürmedi,top rakipteyken 11 kişi topun arkasında kaldı ve Galatasaray'ı kendi cezasahasına bile yaklaştırmadan şampiyonlar ligi vizesini aldı. Futbol bu kadar basit bir oyun işte,rakibin ne kadar yetenekli oyunculardan oluşursa oluşsun, hazır olmadığı bir anda yakalarsan yenmek zor değil. Galatasaray hazır değildi,hazır olamadı ve bu göz alıcı kadroya rağmen elendi. Bundan sonra ne olur, bu elenmeyi camia kaldırabilir mi? Ben çok olumlu bakamıyorum açıkçası, tribünlerin(numaralı tribünlerin) daha ilk lig maçında teknik direktörü yuhaladığı bir atmosferde Skibbe ne kadar dayanabilir bilemiyorum.Sanırım yönetim de tablonun farkındaki ertesi gün kadıköyde final masalını okumaya başladılar;uefa'ya katılan takımları bildiklerinden şüpheliyim.

Tekrar edeyim,çok güçlü bir kadrosu var takımın,iyi yönetilirse başarının gelmemesi için hiçbir sebep yok ama o kadar kaosa meyyal bir takım haline geldi ki Galatasaray,insan ileriye umutla bakmakta zorlanıyor.

Fenerbahçe maçını izlemedim,tebrik etmek lazım.Şampiyonlar Ligine bir daha kaldılar. Maçlar başlayana kadar daha hazır bir takım olurlar.


Continue Reading~

26 Ağustos 2008 Salı

Uçurumun Kenarı


Çok uzun olacak çarşamba gecesi.Bana öyle geliyor ki yarından sonra ülkede futbol ekseninde hiçbirşey eskisi gibi olmayacak.Ya 2 ekibin de şampiyonlar ligine kalmasıyla milyonların içindeki futbol ateşi Avrupa'ya sıçrayacak ya da elenenler için büyük bir maddi manevi yıkım olacak.

Ne tarihinin en önemli transfer sezonunu yaşayan Galatasaray ne de en başarılı Avrupa performansının ertesinde 50 milyon euro harcayan Fenerbahçe elenmeyi kaldıramaz diye düşünüyorum.Böyle kadrolarla bu çapta rakiplere elenmenin getirdiği çöküntü ile Uefa'da da çok yol almaları zor diyorum.
Kaosla kolkola gezen iki kulübün bu sezonki en önemli sınavları yarın.Memleketin kulüp bazında son yıllardaki belki de en önemli futbol gecesi yarın.
İnşallah kazasız belasız 2 zafer görürüz.


Continue Reading~

Milan Baros


Ümit Karan ve Nonda'yı bir çırpıda yedek bırakacak kadar büyük bir isim değil. Bu açıdan olumlu bir transfer.Alternatifleri ve kaliteyi arttıracak.Kimsenin de hakkını yemiş olmayacak. 2004'e dönüş yapabilirse büyük kazanç olur.

Kadroda çok genişledi bu transferle.11'i geçtim ilk 18'e bile giremeyen yıldızlar olabilir. Skibbe'nin Türkiye'deki en büyük sınavı da bu olacak. "Bu adam yedek kalır mı hoca" temalı onlarca eleştiri medyada milyonlarcası da gökkubbede yankılanacak. Oyuncularla diyaloğu ve otoritesini sağlam tutup bu baskıyı kaldırabilirse büyük bir engeli aşmış olur.


Continue Reading~

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Yvonne Strahovski

Hastayım Yvonne'um

Hastanım Yvonne'um
Doktor Yvonne'um
Doktor Doktor Yvonne'um





Continue Reading~

Steau Öncesi Kısa Kısa

1-)Galatasaray Steau maçına hazır değil. Özellikle kondisyon olarak -gelişme gösterse de- Steau seviyesinden daha aşağıda takım.Denizli maçından son dakikalarda galibiyetin gelmesi olumlu bir gösterge ama 10 kişi kalmış ve oldukça zayıf bir takıma karşı bile 2. yarı pozisyon bulmakta çok zorlanıldı.

2-)Takım oyunu konusunda iyiye gidiş devam ediyor ama organize atak geliştirme konusunda hala sıkıntı var,takım bir türlü hızlanamıyor.Koordinasyon zayıf.

3-)Skibbe medya ve taraftar baskısına karşı güçlü mü değil mi emin olamıyorum.Bu sene Galatasaray'ın en zayıf noktası burası bence.Hafta içi spor yorumu yaptığını zanneden bir takım kımıl zararlıları takımın tek ön liberolu oynaması gerektiğini buyurmuşlardı. Denizli maçında onlara kulak vermemiş olduğunu görmek beni sevindirdi.



4-)Kewell'ın %60 kondisyonla oynamasına rağmen goller atıyor olması çok sevindirici.Ama sağ tarafta hiç oynamamış gibi,Denizli maçında o bölgede çok sırıttı.

5-)4-2-3-1'in üç atlısı arda-lincoln-kewell Avrupa müsabakalarında biraz fazla "yumuşak" kalacaklar. Şampiyonlar Ligine kalınırsa bu üçlüden birine klübe yolunu gösteren bir takım tertibi gündeme gelebilir.

6-)Steau maçı konusunda mantığım da hissiyatım da Şampiyonlar Ligine kalınır diyor. Neticede rakip hakikaten Galatasaray'a göre zayıf. Usta ayaklara iş düşecek.Öte yandan elenmek kaos olur.


Continue Reading~

Bay Doğruyla Bayan Yanlış


296 maçta 173 gol atmış 7 sezonda Milan formasıyla.
Tekrar döndü efsane olduğu yere 2 yıl sonra. Arada ne oldu? Abramovich'in eşinin kankası manken Kristen Pazik hanfendi çocuklar ingilizce öğrensin dedi,Londrada büyüsünler dedi.(Amerikalı anne çocukların ingilizce öğrenemeyeceğinden endişeliydi!)Ne yaptıysa ikna edemedi Galiani Shevchenko'yu.Hatta "ingilizce italyancayı yendi" dediğini gazetelerden okuduğumu çok iyi hatırlıyorum.
Neticede yeryüzündeki en iyi forvetlerden biri daha Chelsea'ye transfer oldu.
Londra'daki 2 yıl, rezerv ligde sonlanan çok kötü bir kariyer periyodu oldu Sheva için.Başarısız oldu,ikinci plana itildi.Hatta geçen sezon Mourinho Chelasea'nin başındayken Shevchenko İtalya-Ukrayna milli maçında etkili bir futbol sergileyince "e tabii kendini göstermek istiyor İtalyanlara" mealinde kavgada bile söylenmeyecek bir laf etmişti.
Sonuçta egosu oldukça örselenmiş bir biçimde dönüyor İtalya'ya.Pato-Ronaldinho-Kaka-İnzaghi'den oluşan hücumcu listeye kaçıncı sıradan girer merak etmekteyim ama özlediğimiz Shevayı dört gözle bekliyorum.


Continue Reading~

22 Ağustos 2008 Cuma

Artık Başlasın


Her sevda başlangıçtır bir yenisine
Öteki başkaldırır daha bitmeden biri
Biz isteyelim istemeyelim sürüp gider böylece

demiş Edip Cansever.Bizim sevdamız da yarın başlıyor.Futbolla dolu bir yaz geçirmemize karşın ligin hasreti her zaman bambaşka oluyor. Yarın düşüyoruz mecidiyeköy yollarına ama sabırsızlık şimdiden had safhada. Hiç bitmesin bu lig.


Continue Reading~

21 Ağustos 2008 Perşembe

Ah Azize


Rakibini tekme manyağı yapıp da mağlup olmak oldu şimdi Azize?
Koreli kızcağız dayak arsızı oldu resmen.
Hakikaten,tekvandodan zerre anlamadığımdan olsa gerek Azize Tanrıkulu'nun gümüşte kalmasına kafam basmadı.Yazık oldu diyorum onun için.
Napalım, tekvandonun adaleti yok diyelim,bu hakemlerle Beijing bitmez diyelim ve 22 yaşındaki bu gencecik kıza döktüğü alınteri ve tepelediği bir dolu tekvandocu için teşekkür edelim.


Continue Reading~

19 Ağustos 2008 Salı

Yakışır

Pek sevmem bu adamı ben. Hatta sevmemekten öte ifrit olurum,kıl kaparım.



Öyle ki 21 mayısta Moskovodaki finalde kaçırdığı penaltıyı takip eden diğer penaltıları izlerken suratındaki o her daim ukala-kibirli sırıtışın yerini sünnet olmak üzere olan bir ilkokul veledi ağlaklığına bırakmış olduğunu görünce bir oh demiştim.

Şimdi ise başka bir haber var hakkında,bilmemne gay topluluğu tarafından "gay ikonu" seçilmiş kendisi.Ne diyelim, Allah sevenlerinden ayırmasın.


Continue Reading~

Torsten Gütschow


Nedense akşam akşam aklıma düştü bu adam.Kalli sezon orasında getirmişti,çatır çatır gollerini atardı.Bir Sarıyer maçında (yanlış hatırlamıyorsam) ilk yarı 0-0 bitmiş ve bu arkadaşın kafası yarılmıştı.İkinci yarıya kafada bandajla çıkmış ve golleri yazmıştı.Maç 4-0 bitmişti diye hatırlıyorum. Efsane Beşiktaş'ın durduruluşunda payı olan oyunculardan biridir;sanırım yarım sezon sonra takımdan ayrıldı.
Bir de şimdi farkettim,forma reklamları o zamanlar iğrençmiş be.


Continue Reading~

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Süper Kupa

Adındaki özentilikten mi sadece bilmiyorum ama ifrit oluyorum bu kupaya. Neden süper kupa?Madem böyle bir niyetiniz var neden cumhurbaşkanlığı kupasını kaldırdınız? Ama esas bende melankoli yapan tsyd kupasını artık izleyememek zira afilli büyüklerimiz bu kupaya artık katılmıyorlar.


Neyse,dün sezon başı futbol açlığından ve biraz da Galatasaray'ın durumuna meraktan kıl olduğum bu kupanın sahibini izlemek üzere oturdum tv başına.Kısaca bahsetmek gerekirse, ilk yarı boyunca organize bir atak dahi geliştiremeyen bir Galatasaray ve daha derli toplu,pozisyon bulabilen bir Kayseri izledik. Neydi Galatasaray'ın derdi? Hücuma destek veremeyen bekler ve oyun kurma konusunda çok pasif kalan Mehmet Topal.Bir de sezon başı henüz hazır olmama durumu. Bunlar Galatasaray'ın el freni oldu adeta.

İkinci yarıda Ayhan'ın ve Hasan'ın çabalarıyla hücuma desteğin biraz artmasıyla oyun hakimiyeti sarı kırmızılılara geçti.(Bilin bakalım hangisine). Bunun sonucunda da goller geldi. Ama temel bir sorunumuz devam ediyor. Mehmet Topal oyun ku-ra-mı-yor. Yaptığı işin zaten fazlasıyla emek istediğinin farkındayım,alan daraltmak ve kesicilikte çok başarılı ama hücuma katkısı yetersiz olduğu için takım aksıyor.Lincoln'ün bu kadar faule maruz kalmasında biraz çıtkırıldım olması kadar yalnız bırakılmasının da payı var. Hele ki artık arkasında top çıkarmada yardımcı olan Meira da varken Topal'ın oyun kurmaya ve hücum ederken inisiyatif almaya gayret etmesi gerekiyor.Bunun dışında Kewell güzel bir sürpriz oldu,90 dakikalık oynamaya başlayınca takım daha leziz bir hale gelir.

Neticede Steau maçına 10 gün var, takım tam hazır olamayacak ama iyiye doğru gidiş de var.


Continue Reading~

15 Ağustos 2008 Cuma

Sözleşme Yenilemek

Diyor ki medya,Sabri Bükreş maçında sözleşmesini uzatmaya yanaşmadığı için yedek kaldı.

Spor medyasını baz alarak çıkarımlar yapacak değilim.Ancak bu haber yalan da olsa ortada bir gerçek var:Galatasaray'da bu sene sonunda sözleşmesi biten oyuncular:
Hasan Şaş,Sabri,Barış,Ayhan,Nonda.

Hasan eski Hasan olamadı bir türlü,olabilir mi o da meçhul.Kaptan çıktığı maçta itirazdan kart görebilen bir mizacı var.Sabri ise her ne kadar fıtık,ülser,kanser etse de kendini geliştiren bir adam. Bunların dışındaki 3 isim Ayhan Nonda ve Barış ise ne olursa olsun takımda tutulması gereken adamlar.Acaba yönetimin haziran ayından önce buı arkadaşlarla sözleşme yenilemek için yedek bıraktırma harici bir planı var mı?


Continue Reading~

8000

başlıkta yazan rakam Lampard'ın müteakip 5 yıldaki yevmiyesinin Euro cinsinden değeri..
Şimdi "bu parayla neler yapılır" tarzı hürriyet magazin eki gibi bir bir liste yapmadan ufak bir duyuru yapıp konuya gireyim isterim:
bu rakamı bana aylık olarak veren şirketle 5 değil 10 yıllık mukavele imzalayacağımı buradan beyan ediyorum.


esas konuya gelecek olursak,yeni bir maceraya atılmak,yeni bir şöhret kapısı aralamak yerine efsaneleşme yolunda olduğu kulübünde kaldı Lampard.Muhafazakar bir karar, "taş yerinde ağırdır"cı bir karar gibi görünüyor.Yeni riskler almayı,kendini tekrar kanıtlamakla uğraşmayı tercih etmedi.son yıllarda "büyük" olduğu kulübünden ayrılıp "büyük" kalabilen veya daha da "büyüyen" kimler var? Benim aklıma Zidane ve Nistelrooy'dan başkası gelmiyor ilk anda.
Tam önünde Henry örneği dururken bildiği sakin sulardan ayrılıp azgın dalgalarla boğuşmaya gitmek istememesi mâkul görünüyor.
Ayrıca Allah daha çok versin,dünyalığı yapacak(çoktan yapmıştır ya),bir aksilik olmazsa 35 yaşında ayda 240 bin euro kazanıyor olacak.

Bu sözleşmenin bir başka yönü de bu mevkide oynayan bir adama verilen en yüksek ücret olması. 10 numaraların artık yavaş yavaş "ön libero" diye tabir edilen oyunu hem geriye hem ileriye oynayıp alan daraltıp top çalarken gol de atabilen oyunculardan daha düşük değerli hale gelmeye başladıklarına işaret eden başka bir gelişme oldu bu imza.
ne diyelim hayırlı olsun.


Continue Reading~

14 Ağustos 2008 Perşembe

En Revanche

Tatsız bir maç oldu hakikaten.
Saçma sapan iki gol ve telafi etmek için kalan 75 dakika boyunca verilen uğraş.



G.Saray, yaklaşık 4 stoper önünde 4 orta saha ve bir lincoln ile oynayınca hücum yapamadı.Defans ve orta saha arasındaki kopukluk sonucunda organize atak yapmakta çok zorlanıldı.Geçen seneki o klasik çok adamlı bindirmelerden hiçbiri gerçekleştirilemedi.Orta ikili Topal-Meira dikine oyanayamayınca da pozisyon açısından kısır bir maç izledik.
Bu mahkum ve kısır futbola Arda'dan başka ekstra katmaya çalışan da olmadı sahada.Nazar değmesin,Arda gerçekten her geçen gün daha iyi oluyor,hem savunmada hem hücumda kendini geliştiriyor.Dün de özellikle ikinci yarıda maç kilitlendiğinde topu ayağına alan her futbolcunun kafasını kaldırıp O'nu araması dikkate değerdi.


Bu sonuçla ilgili eleştirilecek ilk isim tabii ki Skibbe.Ama sabah gazetelere baktığımda gördüm ki tüm eleştiriler,türk medyasının da klasiğine uygun olarak "o orda oynar mı,onunla bu yanyana oynar mı,hasan topa basmıyo ki" ekseninde şekilleniyor. bu tür feveranlara verilecek cevabı vardır muhakka.Emre Güngör'ün Sabri'den daha iyi kademeye girdiğini,Meira'nın ön liberoda tecrübeli bir isim olduğunu falan söyleyebilir;haksız da sayılmaz.
Benim kendisine yönelik eleştirim ise, geçen sezonun takır takır işleyen takımında bu denli radikal değişiklikleri böylesine önemli bir maçta yapmış olmasıdır. hiç yanyana oynamamış meira-topal,en az 10 aydır forma giymemiş olan hasan şaş ve defansın sağında geçen sene hiç görev almamış Emre Güngör ile başlamanın riskini iyi ölçememiş olduğunu görmekteyim.Geçen senenin klasiği topal-ayhan-barış-arda orta dörtlüsü dün saha olsaydı çok daha iyi bir sonuç alınabilirdi.ama neticede kendisini bir maçla tartışmaya açmayı da çok tuhaf bulmaktayım.Telafi edilemez bir durum yok ortada.İkinci maçta vasat bir g.saray bile turu geçebilecektir.Ama daha fazla dinamizm şart.


Continue Reading~

8 Ağustos 2008 Cuma

Cehennemden Kombine Aldık

Fenerbahçe kombinelerde 27 bini bulmuştu en son baktığımda.Beşiktaş malum stad durumundan dolayı pek satamadı sanırım.Galatasaray ise bu sene geçmiş sezonlara göre büyük bir atak yaptı,sanırım 10-12 bin civarı kombine satıldı.Resmi bir rakam verilmediği için emin olamıyorum.

Şimdi şu durumda,yani g.sarayın satışlarda coştuğu bir zamanda bile fenerbahçeyi yarılayamamasının sebepleri az çok mâlum. Büyük bir stad, her sene seyirciyi stadyuma çeken yıldız transferler, giyim alanında bir marka haline gelen kulüp ismi ve yaklaşık 8 senedir bu hamlelerle "müşteri" haline gelen taraftarda kombine bilet ve kulübün lisanslı ürünlerini kullanma geleneğinin oluşması.Bu büyük bir iş ve Fenerbahçe bu işi gerçekten en iyi beceren kulüp bu ülkede.


Ama rakamlar arasındaki uçurumun tek sebebi bu mu?Geçen hafta Sami Yen'de kombine almaya çalışırken bunu düşündüm. Telefonla arayıp sormak mümkün değildi,çünkü devamlı meşgul çalmaktaydı. Satış yapılan "ofis"e gittiğimde ise tam anlamıyla bir devlet dairesiyle karşılaştım. Tapu Kadastro Müdürlüğünde işini yaptırmaya çalışan gariban vatandaş psikolojisiyle kartını almaya çalışıyordu insanlar. Görevlilerden biri soru soran taraftara "güzelim, oğlum" diye hitap ederken bayan olan bir diğeri ise telefonda "telefonla satış yapıyor musunuz " diye soran birini "hayali ihracat mı yapıyoz kardeşim olur mu öyle şey" diye azarladı.Hanımfendinin ticari ufkunun çapı apayrı bir konu ama potansiyel bir "müşteri"yi böyle kaçırması veya samimi bir taraftarı böyle küstürebilmesi gerçekten inanılır gibi değildi.
Bunlar münferit hadiseler değiller maalesef.Sami Yen'de şampiyonluk maçında sıcağın altında elimizde biletle 3 saat sıra beklerken de,kışın karda çamurda stada girmeye çalışırken de,kombinesini almaya çalışırken de aynı muameleye uğruyor Galatasaray taraftarı.




Tamam,ticari bir strateji belirleyip kombine satışlarını arttıtmak bir başarıdır ve galatasarayın kombine satışlarının düşüklüğünün bir nedenidir ama tek neden bu olamaz bence.
taraftara(veya müşteriye,taraftar-müşteri tezahürat-çekirdek çitleme konusuna burada girmiyorum) değer vermek ve bunu hissettirmek Galatasaray yönetiminin yıllardır yapamadığı birşey ve bu konuda almaları gereken çok yol var....


Continue Reading~

6 Ağustos 2008 Çarşamba

Are You Player?

Kezman Paris'te desek yeridir herhalde.Fransız basını bugün yarın imzayı atar diyor;fenerbahçe tok satıcı rolünü çok iyi oynayarak fiyatı yükseltmeyi başardı,muhtemelen artık sorun çıkarmayacaklar.



Anlamadığım bir husus var yalnız;Paris Saint Germain süper bir takım değil,Lyon'un yıllardır hükmünü sürdüğü fransa liginde başaltı diyebileceğimiz bir kategoride yer alıyor,ancak yine de bu adamı bu kadar çok istemelerini nasıl açıklayabiliriz?Sene içinde türk basınını takip etmiş olsalar,hadi onu geçtim bu transfer sürecinde fbli taraftarların kezmandan kurtulma tutkularının yansımalarını basından okumuş olsalar o bile kafalarında soru işareti oluşması için,en azından fiyatı düşürmek için yeterli bir nedendi.

Tabii türk spor basının malum durumunu bilen,Kezman'ın geçen seneki form durumunun tek forvet oynamaya müsait bir yapısı olmamasına rağmen ısrarla tek oynatılmasından kaynaklandığını anlayan, performans düşüklüğünün Zico'nun sağlamcı orta saha-tek forvet sistemi(ki bu sistem başarıyı getirdi) sebebiyle gerçekleştiğini farkeden transfer sorumluları da bu kararı almış olabilir.

Neticede,kendisinden pek hazzetmesem de biraz taraftar-medya kolektif histerisine kurban gitti diye düşünüyorum.Yolu açık olsun.

bir de geçen sene tek forvetle ve kezmanla oynamaya çalışan fb'nin bu sene çift forvete dönüp kezmanı yollaması da sezonun ilk ironisi olarak kayda geçsin.


Continue Reading~

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Haydi Bakalım


Continue Reading~